12 Kasım 2015 Perşembe

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün yazılarından seçmeler (5)




Atatürk Joker mi, Tez mi?
Yaşar Nuri Öztürk
09 Kasım 2015

Atatürk, bugüne kadar, bir tez olmaktan çok, istismarcıları tarafından bir joker olarak kullanıldı. Onu sevip saydığını söyleyenlerce kendilerini yüceltmek için, ona karşı olanlarca eksiklerini kapatmada bahane bulmak için jokerleştirildi Atatürk.
Tarih yaratan bir adam joker olabilir mi? Jokerlik tarih yaratmaya yetmez.
Tarih yaratan adam baştan başa tez olan adamdır.
Tez olmak, mevcuda karşı yeni bir cihanın temellerini, dayanaklarını, ilkelerini ortaya koymak demektir. Tez olmak, egemen bütün güçlere karşı özgür yaratıcı bir ben olarak ortaya çıkmak ve bu çıkışın gereğini yapmaktır.
...
Devamı

*

Dinci servetlerin kaynakları
Yaşar Nuri Öztürk
 04 Haziran 2015

Türkiye’de ‘Allah ile aldatmayı din-iman ve meslek haline getirmiş dinci taifenin servetlerinin tamamına yakını Maun ihlalleri ile yani ‘kamu haklarının, devlet hazinesinin talanı’ ile edinilmiştir. Kur’an bu tür talan suçlarına ‘gulûl’ (kamu malına hıyanet) demekte ve bu suçu işleyenlerin imanlarının yok olup gittiğini bildirmektedir.
...
Devamı
*
Ambar, fareler ve domuzlar
Yaşar Nuri Öztürk
09 Kasım 2015

Kamu kaynaklarını talan etme günahının sonuçlarının ne denli ağır olduğunu bugünkü Türkiyenin tablosu açıkça gösteriyor. Gerçek şudur:
Türkiye’de sanayiden ticarete, dinden siyasete kadar hemen her alanda erdem ve ahlak, bir
değer olmaktan çıkarılmıştır.
Öncelikle şu aslî ve hayatî noktanın altını çizelim:
Ahlak zemini tahrip edilip gösteri sanatı haline getirilmiş bir din hayatı, kitleleri avutup efsunlamayı deha sanan bir politika pazarı, ülkemizin bir tür alâmeti farikası olmuştur. Böyle bir platformda büyük halk yığınlarına bıkkınlık gelir. Yarınlardan ümitsizlik başlar ve insanlar her türlü fesattan, hatta ihanetten medet uman bir psikolojik atmosfere girerler. Bu psikolojiyi istismar ederek politik primin zirvelerine çıkanlar meydanlarımızı doldurmuş, köşe başlarını tutmuşlardır.
Türkiye’nin geleceği, işte bu açıdan gizli, ama ağır bir tehdit altındadır.
...
Sadece bizi değil, tüm İslam dünyasını kemiren bela, insan haklarına ihanet belasıdır.
Bu talanın olduğu yerde, Kur’an dininin varlığından söz etmek Allah ile alay etmeye kalkmaktır. Biz “Din, bizim hayatımıza girmiyor, bizim yaptığımız, din aktörlüğüdür” derken bu gerçeklerin itişiyle konuşuyoruz. Eğer İslam gibi bir din bizim hayatımıza girse bunca olumsuzluk ensemize biner mi?

Devamı
*
Dinciliğin aforoz ve tahakkümü
 Yaşar Nuri Öztürk
 11 Kasım 2015
  

İmana onay, din meselesinin en hassas konusudur. Bu onay hakkını Allah’ın dışında birilerine kullandırmaya kalktığınız anda din adına en zehirli dinsizliği yapmaya başlarsınız. Akıl almaz, sonu gelmez hatalar, zulümler birbirini izler.
Din sınıfının en büyük kötülüklerinden biri, geliştirdiği tahakküm ve fesat teolojisini işleterek insanların imanları hakkında karar verme yetkisi kullanmaya kalkmasıdır. Kur’an’a göre, sadece Allah’ın olan bu yetkiyi kullandıkları içindir ki, her türden din temsilcisinin egemen olduğu ülkelerde insanlar bunların aforozundan kurtulmak için sürekli ikiyüzlü davranmakta, oldukları gibi görünmemekteler.
Din zebanilerinin kullandıkları tahakküm, onlara onun bunun imanını onaylama veya reddetme yetkisi vermektedir. Allahlık iddia etmenin en sinsi şekli böyle bir yetki kullanmaya teşebbüstür. Çünkü imana onay hakkı, Tanrı’nın tekelindeki yetkilerden biridir. Bu yetkinin peygamberlerce kullanılması bile, ancak kendilerine açık vahiy gelmesi halinde mümkündür.
Fesat teolojisinin Türkiye temsilciliğinin bu yetkiyi kullanırken sergilediği zulümleri, tutarsızlıkları, iftira, ihanet, itham ve kötülükleri düşünüyorum da ürperiyorum.
...
Devamı
*
Ancak düştüğümüz yerden kalkabiliriz
Yaşar Nuri Öztürk

 05 Kasım 2015
  
Düştüğünüz yeri görmeden ayağa kalkamazsınız. Düştüğünüz yeri bilmeden, düşmenin kazandıracağı deneyimi de elde edemezsiniz.
Türk milletinin düştüğü yer Kur’an’ın deşifre ettiği Allah ile aldatılmaktır.
Türk milleti oradan ve orada düştü. Kalkışı da ancak oradan ve orada olacaktır. Başka yerlerden kalkış denemesi yapmak eşyanın doğasına aykırı, boş bir çabadır.
İslam dünyasının, o arada Türkiye’nin düşüşü teolojik bir bela idi, kalkış da ancak teolojik bir deva ile olabilir. Bunu ilk fark eden benlik Mustafa Kemal Atatürk oldu. Ne yazık ki onun bu fark edişinde kendisine destek olacak tek adamı yoktu. Ne yaptıysa bir başına yaptı.
İslam dünyasının belası teolojikti, devası da teolojik olacaktır.
...
 Devamı
*
İnsanlık komünizmi yeniden sahneye çağıracaktır!
Yaşar Nuri Öztürk
08 Ekim 2015
...
Çağın en büyük Müslüman düşünürü Muhammed İkbal, Marx’tan söz ederken ‘Cebrailsiz peygamber’, Marx’ın Das Kapital’inden söz ederken de ‘Cebrailsiz Kur’an’ tabirlerini kullanıyor. İkbal’in, Marx’ı, hatta Lenin’i Allah ile diyaloğa sokup en hayatî Kur’an mesajlarını Lenin’in dilinden ifadeye koyması göz ardı edilecek bir olgu değildir.
Komünizm, düşmanı olan kapitalizm ve onun hamleci gücü emperyalizm önünde yenik düştü. Bu yenilme, ‘komünizmin değersizliğini değil, kapitalizmin şeytanî kudretini belgeler. Komünizmin yenik düşmesi onun kudretsizliğindendir, hüccetsizliğinden değil. Tarih ve Kur’an bize gösteriyor ki, hüccete dayanan kişiler de sistemler de er geç galip gelir. Tarihin diyalektiği ve Tanrı çok sabırlıdır; bekleyip görmek lazım.
Batı’nın, komünizmin ve Marksizmin yanlış yorumları üstüne temellendirdiği emperyalist-haçlı propaganda, Berlin duvarının yıkılışından sonra İslam’ın yanlış (Kur’an dışı) yorumları üstüne oturtulmaktadır. Bu bir yanlgı veya sürçme değil, bilinçli ve planlı bir propagandadır.
Sovyet bolşevizminin bireyi bir üretim makinesine dönüştürüp bütün kişiliğini, özgürlüğünü, iç dünyasını ortadan kaldırmayı esas alan canavarlığının arkasında Marx ve esas komünist felsefe yoktur, Sovyetlerin canavar siyasetleri vardır. Marksist felsefe, Sovyet barbarlığının tersine, bireyin robotlaşıp yok olmasını değil, özgür benliğini ortaya çıkarmasını esas almıştır.
Devamı
*

Salat yurdundan selam yurduna geçiş
Yaşar Nuri Öztürk
21 Ekim 2015

Salât, genel Kur’ansal anlamıyla dua, geleneksel fıkhî anlamıyla namaz demektir. Selam, silm ve selem ise, Kur’an’da da kullanıldığı şekliyle, temizlik, barış ve esenlik demek. Bu kökten gelen İslam ise barışa girmek demektir. (Râgıb el-Isfahanî, el-Müfredât)
Kur’an, yaratıcı Kudret’in temel faaliyetlerinden birini, selam ve silm sözcüklerini kullanarak şöyle ifadeye koymaktadır:
“Allah, barış-esenlik yurduna çağırır ve dilediğini-dileyeni dosdoğru bir yola kılavuzlar.” (Yunus, 25)
Bu tanrısal faaliyet, imanın temel eylemlerinden biri olarak şöyle buyruklaştırılmıştır:
“Ey iman sahipleri! Hepiniz toptan barış içine girin! Şeytanın adımlarını izlemeyin! Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara, 208)
Allah, Kur’an’ın hiçbir yerinde ‘salât yurduna’ çağırmamakta, selam yurduna çağırmaktadır. Kur’an bilmekte ve göstermektedir ki, selam yurduna girmeyenlerin girecekleri salât yurdu Maun Suresi’nin bildirdiği lanetli namazların yurdu olacaktır.
...
Devamı
*
Atatürk’e kurulan ortak tuzak
Yaşar Nuri Öztürk
 21 Eylül 2015

Tarihin bu en şaşırtıcı ve en kahpe tuzağı, saltanat dincileri (Yezit ve Dürrîzade torunları), dinsizler (inkârcı, Marksist, liberal kitapsızlar) ile Ehlisalîp hizmetkârı (Batıcı-kiliseci hainler) ve Damat Ferit torunlarının birlikte kotardıkları bir tuzaktır. Tuzağın ortak amacı, Gazi Mustafa Kemal’i dinsiz gösterip onun, insanlığın önüne koyduğu akılcı, antiemperyalist, zulüm düşmanı, mazlum milletlerin tam bağımsızlığını isteyen reçetesini etkisiz kılmaktır.
Batı kodamanlarının bu reçeteden korkusu, azrailden korkularından daha büyüktür. Bunun içindir ki, haçlı emperyalizm, bu ortak hıyanet ve namussuzluğa bütün imkânlarıyla destek vermektedir. Açıktan veya örtülü biçimde... Çünkü emperyalist kodamanların Müslüman Doğu’nun zengin kaynaklarını rahatça sömürmelerinin önündeki en büyük engel Gazi Kemal dehasının üretip hayata geçirdiği muhteşem reçetedir.
Gazi reçetesinin en hayatî unsurları, tam bağımsızlık ve tam akılcılıktır.
Tam bağımsızlık haçlı emperyalizmi rahatsız ediyor. Saltanat dinciliği ise hem tam bağımsızlıktan rahatsız hem de tam akılcılıktan. Reçetenin dincilerle emperyalistlere destek veren hain zağarlarla kırıntı toplayan finoları rahatsız eden yanı ise Gazi fikriyatının egemen olması halinde kendilerine yemlenip yallanma imkânı kalmayacağı kaygısıdır.
...
Devamı

*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder